Hakkımda
Ve doğdum…
Belki defalarca aynı şeyi yaşamış olan ben bir kez daha girdim o dar koridora. İnce bir ışık huzmesini görünce yolun sonunda, “Ha bir gayret!!!” dedim ve çekilircesine çıkıverdim dışarıya ıslak ve güvenli olandan, belki de korkunç canavarlarla dolu, ne idiği belirsiz bu dünyaya… Ama Dünya pek de sevdi beni… Bir süre sonra ben de sevdim bu yaşlı gezegeni.
İlk başta yapacak bir şey olmayınca, ben de zamanı geçirdim uyumakla. Yemek bile yemedim hatta… Uyudum, uyudum ve yine uyudum… Sonra ansızın “Oytun” dediler bana. Ben de sevdim ismimi ayrıca… Böylece zaman da aktı hızlıca… Düz duvara tırmandım ayaklanınca… Yaramazdım, yaramadım ne kendime ne de o duvarlara. Düşüp düşüp kafamı vurunca oraya buraya, alnımda hep bir şişlikle gezdim palazlanıncaya…
Sonra bir gün buldum kendimi “İlkokul” denen bir binada. O kadar sıkıldım ki daha ilk başta, amcadan izin alıp çıkıverdim dersin ortasında dışarıya. Alıştık tabi sonra ve bir baktık ki geçivermiş yine koskoca zaman kocaman hızla… Ortaokul, lise… En son bulduk kendimizi Üniversitede. Âşık olduğum İstanbul’u bırakıp gelince Sakarya’ya az da olsa bocaladık ama yine de çok sevdik çok eğlendik orada. Sakarya da çok sevmiş ki bizi, yok olurken bile sağlam bıraktı hepimizi…
Mezuniyet, askerlik, iş güç derken geldik bu zamana… Ayrıntıları merak edersen bak girdiğin bu sayfaya. Bulursun zaten her şeyi bendenizin hakkında…